ANKESOB’da “İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimi” verildi

ANKESOB çalışanları ile ANKESOB’a bağlı odaların personeline yönelik olarak İş  Sağlığı ve Güvenliği eğitimleri gerçekleştirildi.

Ankara Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (ANKESOB) çalışanları ile ANKESOB’a bağlı odaların genel sekreterleri ve çalışanlarının İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda bilinç düzeylerini yükseltmeye yönelik olarak eğitim programı düzenlendi.

İki gün iki ayrı gruba düzenlenen eğitim programının öğleden önceki oturumunda; A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı İSG Eğitimcisi Şeref Arslan tarafından,”İş Sağlığı ve Güvenliği” genel, sağlık ve teknik konular çerçevesinde bir sunum gerçekleştirildi. Programın öğleden sonraki bölümünde ise Türk Kızılay’ı İlk Yardım Eğitmeni Dilek Tıraş tarafından farkındalığı artırmak için temel “İlk Yardım” eğitimi verildi.

 

EĞİTİMLER ÜÇ YILDA BİR YAPILIYOR

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan programın açılış konuşmasını yapan ANKESOB Eğitim, Proje ve Ar-Ge Müdürü Erdoğan Özen, ANKESOB olarak verdikleri iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin amacına ve içeriğine dair şu ifadeleri kullandı: “2012 yılında çıkan 6331 Sayılı İş Sağlığı ve İş Güvenliği Kanunu, işveren ve çalışanların işyerindeki iş güvenliği ve iş sağlığının sağlanması ve mevcut koşulların iyileştirilmesi için yetki ve sorumluluklar ile hak ve ödevleri düzenler. Kanunla birlikte bizi yakından ilgilendiren hususlar var. İşyerlerindeki tüm işçi ve işverenlerin, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili görevleri, risk analizi acil durum planı ile çalışanların iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri, bu kanunda belirtilmiştir.

Odalarımız, durumunu kapsayacak şekilde sağlık ve güvenlik yönünden çok tehlikeli,  tehlikeli  ve az tehlikeli yönünden risk değerlendirmesi  yapmakla yükümlüdür.Yine odalarımızın çalışanlarının iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin çok tehlikeli, tehlikeli ve az tehlikeli yönünden yapılması gerekiyor. Odalarımız az tehlikeli konumunda olduğu için 3 yılda bir en az 8 saatlik bir eğitim programı uyguluyoruz. Eğitimlerin düzenlenmesinde verdikleri destekten dolayı ANKESOB Başkanımız Sayın Mehmet Yiğiner ve başkan vekillerimize, yönetim kurulu üyelerimize, katılımlarınızdan dolayı sizlere çok teşekkür ediyorum.”

Özen konuşmasının devamında; “Dijital Ekonomi Projesi” hakkında bilgilendirme yaptı. Özen, şunları aktardı: “Dijital ekonomi internet ve ilgili teknolojiler üzerinden gelişen iş kollarını içerir. Bunlar küresel devler olabildiği gibi, geleceğin devleri olma potansiyeli taşıyan start-up’lar ve geleneksel iş yapma yöntemlerini dijitale dönüştüren işletmeler de olabilir.  Dijital ekonomi, mevcut küresel ekonominin bir ‘dijital değerler zincirine’ dönüşmesidir. Dijitalleşmek, dijital beceri ve uygulamaların yaşamımıza işlenmesidir. Kullandığımız birçok hizmetin başına e koyduğumuzun farkındasınız değil mi! Başta e-posta, e-ticaret, e-okul, e-beyanname hatta e-devlet.. Liste böylece uzar gider. Dijitalleşme serüvenimiz son birkaç on yılda başladı ve hızla devam ediyor…

Yeni nesil iş modellerine yatırım yapabilecek ve yönetebilecek beşeri sermaye oluşumları hızlandırılmaya çalışılmaktadır. E-ticaret, mobil yatırımları her geçen gün katlanarak büyümektedir. Çalışmalar özellikle mesleki eğitimin niteliğinin artırılması, dijital teknolojilere yönelik yeni programların geliştirilmesi ve uygulanmasının sağlanarak iş gücünün dijital çağın gerekliliklerini karşılayacak bir şekilde yetiştirilmesini de ön plana çıkarmıştır.”

GÜNDELİK HAYATTA İŞE YARACAK BİLGİLER

ANKESOB Başkan Vekili Hüseyin Ar da konuşmasında iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin, katılımcıların, iş sağlığı ve güvenliği temel prensiplerini ve güvenlik kültürünün önemini kavramalarına yardımcı olacağına, çalışma alanında olabilecek tehlikeli durum ve tehlikeli davranışın ortadan kaldırılmasına yönelik farkındalık oluşturacağına inandığını kaydetti ve ekledi: “Odalarımızın, işyerlerinin risk analizlerini yaptırarak çalışılan işyerlerinin güvenli hale gelmesini sağlamak öncelikli görevlerimiz arasında. Öte yandan tüm çalışanlarımızın, kazalar, sebepleri, uyulması gereken kurallar, hak ve sorumluluklar konusunda da bilinçlendirilmesi için iş sağlığı ve güvenliği temel eğitimlerinden geçmesi zorunlu. Tam gün sürecek eğitimin değerini çok iyi kavrayarak, önemseyin. Burada zamanınızı ayırarak iş sağlığı ve güvenliği ile ilk yardım konusunda alacağınız bilgiler, deneyimler iş ve günlük yaşamınızda hayat kurtarıcı olabilir. Bu eğitimlere ciddiyetle yaklaşımınızdan ve katılımlarınızdan dolayı hepinize çok teşekkür ediyorum.”

A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı İSG Eğitimcisi Şeref Arslan tarafından,”İş Sağlığı ve Güvenliği” genel, sağlık ve teknik konular çerçevesinde bir sunum gerçekleştirdi.

Arslan sunumunda özetle şunları kaydetti: “Toplumumuzda iş kazaları oldukça fazla ve bu iş kazalarını önlemek içinde bilgilendirme eğitimleri en önemli unsurlardan biri. Bu eğitimler aslında farkındalık, bilinçlendirme eğitimi ve kazaların yüzde 50’sini yok ediyor. Onun için bu eğitimler çok önemli. 7’den 70’e herkesin,  okullarda öğrencilere,  iş yerlerinde çalışanlara hatta,  zaman zaman bazı yerlerde iş güvenliği adı altında halka dahi bu bilinçlendirme yapılmalı.

TÜRKİYE’DE HER GÜN 4 KİŞİ İŞ KAZASINDA HAYATINI KAYBEDİYOR

İş Sağlığı ve Güvenliği, işin yapılması sırasında çeşitli nedenlerden kaynaklanan sağlığa ve güvenliğe zarar verebilecek koşullardan korunmak amacı ile yapılan sistemli ve bilimsel çalışmalardır. Temel amaç, sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamı sağlamak, çalışanları çalışma ortamından kaynaklanan sağlık ve güvenlik risklerine karşı korumak, çalışanların sağlık, güvenlik ve refahını sağlamak ve geliştirmektir. Üretimin devamlılığını sağlamak, verimliliği artırmak İş Sağlığı ve Güvenliği’nin amacıdır. Türkiye’de her gün; 524 iş kazası olmakta, 4 kişi iş kazası nedeniyle hayatını kaybetmektedir.”

İş kazalarının nedenleri hakkında bilgi veren Arslan, “İnsana bağlı Emniyetsiz Davranışlara; dalgınlık, acelecilik, pozisyon ve tavır, emniyet tedbirlerine uymama, şakalaşma, aşırı hız, dikkatsizlik, ihmalkarlık ve tehlikeli çalışmayı, Emniyetsiz Durumlara ise; zemin kirliliği, dağınık ve düzensiz çalışma ortamı, bakımı yapılmamış ekipman, hasarlı ekipman, ekipmanın yanlış kullanımı, yetersiz koruyucu ekipman, uygun olmayan ekipman kullanımı, uygun olmayan muhafazalar, yetersiz uyarı sistemini örnek olarak verebiliriz.” dedi.

Arslan işveren ile çalışanın görevlerini ise şöyle açıkladı: “6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Madde 4: Önlemleri almak, çalışanların katılımını sağlamak, çalışanları bilgilendirmek, çalışanlarla işbirliği yapmak, gerekli denetimleri yapmak, kayıt-bildirim zorunluluğu işverenin görevleri arasındadır. Çalışan ise;  6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Madde 19’a göre  işverenin aldığı İSG önlemlerine uymak zorundadır. Çalışan, işyeri mallarını düzgün kullanmak, işverenin koyduğu İSG kurallarına uymak, etkinliklere katılmak ve kendisine verilen kişisel koruyucuları kullanmak zorundadır.”

Türk Kızılay’ı İlk Yardım Eğitmeni Dilek Tıraş tarafından farkındalığı artırmak için temel “İlk Yardım” uygulamaları eğitimi verildi.

İLK YARDIM HAYAT KURTARIR

Hayatı tehlikeye düşüren, zamanla yarışılan durumlarda, profesyonel yardım ve sağlık çalışanları gelene kadar geçen sürede ve  hangi durumda ne yapılması gerektiğini, o an da uygulanabilecek ilk yardım uygulamalarını anlatan Tıraş, ilk yardım uygulamaları ile bir insanın hayatının kurtarılabileceğini ve durumunun kötüye gitmesinin önlenebileceğini ve iyileşmesinin kolaylaştırılabileceğini vurguladı.

Herkesin bazı temel ilkyardım bilgilerine sahip olmasının önemine vurgu yapan Tıraş, “Tüm kazalarda ölümlerin yüzde 10’u ilk 5 dakikada, yüzde 45’i ise ilk 30 dakikada olmaktadır. Dünyada sadece trafik kazalarında bir yılda 1.2 milyon ölüm, 20-50 milyon yaralanma ve sakat kalma, milyonlarca lira ekonomik kayıp olmaktadır. İlk Yardım, herhangi bir kaza ya da yaşamı tehlikeye düşüren bir durumda, sağlık görevlilerinin tıbbi yardımı sağlanıncaya kadar; hayatın kurtarılması, durumun daha kötüye gitmesini önlemek amacıyla olay yerinde, tıbbi araç gereç aranmaksızın mevcut araç gereçle yapılan ilaçsız uygulamalardır. Acil Yardım; hasta ve yaralılara acil tedavi ünitelerinde, ambulanslarda ve olay yerinde doktor ve diğer sağlık personeli tarafından yapılan tıbbi müdahalelerdir. Yaşam fonksiyonlarının sürdürülmesini sağlamak, hasta/yaralının durumunun kötüleşmesini önlemek, iyileşmeyi kolaylaştırmak, ilk yardımın öncelikli amaçları arasındadır.” dedi.

İlk Yardım Eğitmeni Tıraş, olay yerinde uyulması gereken ilkeleri de “Öncelikle olay yeri güvenliğini sağlamak, sakin olmak ve meraklı kalabalığı uzaklaştırmak, olay yerinde herhangi bir tehlike yok ise, hasta/yaralıyı yerinden kımıldatmamak, bilinci olmayan hasta/yaralıya ağızdan herhangi bir şey vermemek, hasta/yaralının yarasını görmesini engellemek, hasta/yaralıya nazik ve hoşgörülü davranmak, gelişigüzel uygulamalardan kaçınmak, tıbbi yardım istemek (112)” şeklinde sıraladı.

İlk yardımın temel uygulamaları koruma, bildirme ve kurtarma (KBK) ile ilgili olarak da bilgilendirmede bulunan Tıraş, şunları aktardı: “Koruma; olay yerinde olası tehlikeleri belirleyerek güvenli bir çevre oluşturmaktır. Önce kendinizi koruyacaksınız ki sonra yaralıya yardımda bulunacaksınız. Bildirme; en hızlı şekilde gerekli yardım kuruluşlarına haber verilmesidir. Kurtarma da ; olay yerinde hasta, yaralılara müdahale hızlı ancak sakin ve bilinçli  bir şekilde yapılmalıdır.”

ODALARIN RİSK ANALİZLERİ VE ACİL DURUM PLANLARI YAPILDI

Son olarak ANKESOB MEDB Üyesi ve A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı Haydar Battaloğlu da konuşmasında iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin şunları söyledi: “Ankara Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği İş Sağlığı ve Güvenliği Birimi çalışmaları kapsamında birliğimize bağlı 111 meslek odamızın, her 6 yılda bir yapılması gereken risk değerlendirmesi ve acil durum planlarını tamamlamış bulunmaktayız. Ayrıca ANKESOB ve  tüm meslek odaları çalışanlarımızdan, katılım sağlayan 300 çalışana her üç yılda bir verilmesi zorunlu iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini iki gün iki ayrı grup şeklinde programlamış ve uygulamaya koymuş bulunmaktayız. Her 3 yılda bir bu eğitimler tekrarlanmaktadır. Meslek odalarımız için hazırlanan risk değerlendirme raporları ve acil durum planlarında tespit edilen tehlikelere karşı nasıl önlem almaları gerektiği hakkında ayrıca değerlendirmelerde bulunulmuştur. Bizim toplum olarak eğitimlere karşı bir ön yargımız vardır. Aynı şeyleri burada da görüyoruz. Her eğitim öncesi sıkılmalar olabiliyor ama süreç içerisinde kendilerinin de ilgilendikleri birtakım konuları gördükçe, sıkılmaların yerini daha fazla bilgi sahibi olma konusunda isteklerin aldığını görmekteyiz. Depremler her zaman ülke gündemimizde olmakla birlikte, son Elazığ depreminin gündemde sıcaklığını koruduğu şu günlerde, biz de bu eğitim içeriğinde özellikle depremler ve diğer acil durumlar kapsamında ilk yardımın nasıl yapılması gerektiğine dair konulara ağırlık verdik.”

Toplantının ardından ANKESOB’a bağlı odaların İSG Risk Analizi ve Acil Durum Planları, odaların genel sekreterlerine teslim edildi.

Daha fazla göster