24. Ahilik Haftası Kutlamaları Ahi Evran Mesleki Eğitim Merkezi’nde Yapılan Panelle Devam Etti.

 
 
 

Ahilik haftası kutlamaları çerçevesinde İskitler’de bulunan Ahi Evran Mesleki Eğitim Merkezi’nde, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Pakize Aytaç tarafından “Ahilik” konulu panel düzenlendi.


Ahi Evran Mesleki Eğitim Merkezinde düzenlenen panele, Ankara Vali Yardımcısı Mahmut Yıldırım, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Müdürü Mustafa Dak, Ahi Evran Mesleki Eğitim Merkezi Müdürü Ömer Atılkan, ANKESOB Başkan Vekili Muhittin Köksal, ANKESOB Genel Sekreteri Abdurrahman Varol, öğretmenler ve öğrenciler katıldı.

Açılış konuşmasını yapan ANKESOB Başkan Vekili Muhittin Köksal, “ Ahilik Kültürü doğruluğun, dürüstlüğün, güzel ahlakın, sevginin ve hoş görünün içinde olduğu bugünkü esnaf odalarına benzeyen bir sivil toplum örgütüdür. Ahiliği gençlerimize çok iyi öğretmeliyiz. 8 asırdan beri devam eden bu gelenek, gençlerimize öğretilerek çok daha uzun yıllar bizlere yol gösterecek ve ilerlememizi sağlayacaktır. Bu düşüncelerle 24. Ahilik Haftası Kutlamaları’nda bizlerden desteğini esirgemeyen herkese, esnafımız adına şükranlarımı sunuyorum.” dedi. 

ANKESOB Başkan Vekili Muhittin Köksal’ın ardından söz alan Ankara Vali Yardımcısı Mahmut Yıldırım, “Ahi Evran bir diğer adıyla Mahmud Nasir üd-din, Orta Asya, Türk kökenli bir düşünür. Bağdat’ta oturmuş, iyi yetişmiş, müsbet, manevi ilimleri, bugünkü üniversite düzeyindeki okullarda öğrenmiş ve daha sonra Anadolu’ya önce Konya’ya gelmiş ve burada yaşamını sürdürmüştür. Burada öğrencileri olmuş, toplumsal dertlerle, halkın ihtiyaçlarıyla yakından ilgilenmiş, gönlünü halkın kalkınmasına, bir meslek sahibi, sanat sahibi olmasına adamıştır. Daha sonra Kırşehir’e gelmiş ve burada bu değerleri kurumsallaştırmaya, Ahi düşüncesini her uygulamada hayata geçirmeye çalışmış ve 8 asırdır bize yol gösteren bir müessese haline getirmiştir.” dedi.
Yıldırım, “Köylerimizdeki yaren odalarında, imece usulü yardımlaşmada, adetlerde, oyunlarda, eğlencelerde, düğün ve derneklerde gördüğümüz hoşgörü, yardımlaşma unsurlarında, Ahilik düşüncesinin izleri kurumsallaşarak günümüze kadar gelmiştir. Dürüst olacaksın, terazide hile yapmayacaksın, eksik, bozuk, bayat mal vermeyeceksin, tüketicinin isteği, arzusu yönünde o kalitede ve yeterlilikte mal üreteceksin, mal değerli olacak, üretici de zarar etmeyecek. Böylece tüketicinin küçük olduğu o yıllarda bile üretimin standartlara ulaşması sağlamıştır. Ve parasını arttıranlar, paralarının bir bölümünü bir kaynakta toplayarak,  paranın bir bölümü Ahi odalarında misafir edilenlere, bir bölümü de ihtiyaç sahiplerine veriliyordu. Biz bunu 1980 sonrası sosyal vakıflarda hayata geçirebildik ama 8 asır önce Ahilik Düşüncesi bunu hayat geçirmiştir. “dedi.

“Ahilik düşüncemizin en güzel örneği, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları’dır”

Tarihte övünebileceğimiz iki büyü müessesemiz var, biri Ahilik, diğeri de vakıflardır. Osmanlı döneminde Fatih’te bulunan vakıf, Belgrad Ormanları’ndaki aç hayvanların yiyeceklerini bile temin ediyordu diyen Vali Yardımcısı Yıldırım, “ Bizim ecdadımız, sosyal yapılaşmaya, dayanışmaya, olandan olmayana doğru mal, hizmet akışına, çok önem verirdi. Olan olmayana yardım edecek, hem dinimizin de emri hem de tarihten gelen bilincimizin bir yansımasıdır. Ahilik düşüncemizin en güzel örneği, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları’dır.” Yıldırım, Ahilik Düşüncesi güzel ahlakı ön plana çıkardı, ahlaklı olmayı dürüst olmayı, ilimle, irfanla çalışarak birbirinizi geçindirmeyi ilke edindi. Batı bunu biraz hoyrat, birbirinizi nasıl geçerseniz geçin, nasıl yaparsanız yapın, bırakınız yapsınlar, bırakınız etsinler düşüncesiyle uyguladı derken, “ Biz İslam ahlakı düşüncesiyle, çalışarak yeteneğinle çok çalışarak diğerini geç düşüncesiyle hareket ettik. Komşuna yardım edeceksin, komşundan alışveriş yapılmıyorsa ona da yardım edeceksin, Ahilik’te asla tamahkarlığa yer yok. Haram işlemeyin, harama bakmayın, yalan söylemeyin, kötü söz söylemeyin, eliniz yanlış işlere, haksızlığa, hırsızlığa gitmesin, herkes alın teriyle kazansın gibi ahiliği temel ilke ve düşünceleriyle yetişiyor gençlerimiz. Sizleri çok daha iyi yerlerde görmek istiyoruz. Ahilik ilkeleri bizi daha çok uzun yıllar ileriye götürecek ve attığımız adımlara önderlik edecek. Bu düşüncelerle Ahilik Haftası’nın Ankara ve esnafımıza hayırlı olmasını temenni ediyorum.” dedi.
Panel konuşmasını yapan Prof. Dr. Pakize Aytaç,

Ahi geleneği içinden doğmuş ve onun ilkelerini yansıtan Fütüvvetname’lerin, öneminden bahsedip mutlaka okunması ve gelecek nesillere bahsedilmesi gerektiğini söylerken, “Ahilik meselesinin en önemli unsuru ahlakla ilgili olan unsurlarıdır ve beni en çok etkileyen yönü bu olmuştur. Eğer dinamik bir gelecek istiyorsak bu unsurları kendimize yol edinmeliyiz. Uzun yıllar temiz toplum oluşturmak için uğraşıyoruz ama neden hala temiz toplumu oluşturamıyoruz?  Bir yapının sağlam olabilmesi için temele bireysel ahlakı koymalıyız, bireysel ahlak ailede başlayan ve sosyal çevrede devam eden bir ahlaktır. Bunun yanında akademik ahlak, iş ahlakı, medya ahlakı, toplum ahlakı vardır. Bireysel ahlak yeteri kadar gelişmemişse diğer ahlaklarında yeterince oturduğundan bahsedemeyiz.” dedi.
Ahiliğin, üretim ve tüketim ilişkisine iktisadi hayattaki yansımalarına da değinen Aytaç, “8 asırdır var olan ve bize miras kalan ahilik müessesesi bize bir evren modeli sunuyor ve bu modelden yola çıkarak, siz gençlerin temiz topluma ulaşacak projeleri bu evren modelinden ve Ahiliğin temel ilkelerinden faydalanarak oluşturmasını isterim. Bize düşen bu ilkler üzerinde düşünmek ve bu konulara eğilmektir.” dedi
Prof Dr. Pakize Aytaç, Ahiliğin günümüze yansımalarını, tarihsel gelişimini, dünyadaki yerinden, geleceğe taşınabilirliği ve iktisadi hayat üzerindeki etkilerinden de bahsederken, Fütüvvetname’lerde 4 kavramın ön plana çıktığını bunların; Hikmet, Adalet, İffet ve Şecaat olduğunu söylerken, “ Bu 4 temel kavram, üzerine oturan iş ve ticaret ahlakı, sosyal hayatta da, sanatta da, ekonomide de, kültürel, askeri ve siyasi yönde de güçlü devlet olmanın ilkelerini belirleyen varlık alanıdır. Onun için gençler hayatları boyunca, bir kavram haritası oluşturmakla mükellefler, çünkü kavramlar üzerinde konuşmak bir ilim ve bilgi işidir. Biz bunu gençlerimize tam olarak öğretemediğimiz bir kavram haritası oluşturamadığımız için gençlerimiz hayata atıldıklarında şaşkın, ne yapacağı hakkında ne yapacağı belli olamayarak başlıyorlar. Bu açıdan bizlere önemli görevler düşüyor.” dedi.